ufuk akyol web sitesi

GiRESUN

CAMEL

CAMEL


nasil guzel bir sigara idin sen eski camel;
canimiza can katardin yesilaya ve duman savascilarina inat!
dumaninin cigerlerimizde dolasirken verdigi hazzi,
degismezdik hicbir seye,
parayi denklestirdigimiz gibi sahiplenirdik seni,
sahiplenir gibi en sevdigimiz sevgilimizi...

sen metabolizmamizda seyrusefer eylerken,
biz de bos durmaz,
cosardik tütün diyarinin tarifsiz esrikligiyle,
cosmakla kalmaz tasardik hatta.

belki bu taskinligin neticesiydi,
paketindeki deve ve piramitlerle sazan avina cikisimiz,
av dönüsü pisman olmayisimiz, gevrek kahkahalarimiz...

derken biraktin gittin bizi,
geride silik bir yansimani birakarak...

biz simdi, gördügünden geri kalmanin istirabiyla,
hayalini kokluyoruz...
seni; tütününün kokusunu, halka halka dumanini,
en fazla da,
basimizi döndüren asaletini özlüyoruz..


ilk göz ağrımdın sen benim, ağırdın da henüz sigaranın tiryakisi olmayana, başımızı döndürürdün ama uzun sürmedi senin tiryakin oldum.

parasız lise öğrencileriydik, on bin beş yüz lira değer biçilmişti o zamanlar sana ve biz toplardık aramızda para, sırf seni alabilmek için. ve sanki bir armağan almışız gibi sabırsızca açıp paketini, birer de bira yanına ya da bir şişe şarap açıp söyle denize nazır taş oturaklarda tünerdik denize nazır olasın da içimin daha bir nefis olsun diye...
evet, doğrudur, herkes gibi biz de piramitlerde kaybolur, yolumuzu bulamazdık bir süre, sonra sonra ezberlesek de piramitlerdeki yolumuzu bıkmadık senden, bıkamadık...

.....ve sonra birgün bir haberle sarsıldık: "camel el değiştirdi, tütünü renk değiştirdi...tad...koku...içim..." içimiz burkuldu! zar zor kabullenmeye çalıştık yokluğunu; olmadı! giden geleni arattı deliler gibi. "var mıdır camel'ı olan, saklamış olan, verecek olan" muhabbetleri...

zar zor istemeye istemeye denedik senin yenini; ı ıh! olmadı! ve hala ara ara bir umutla yapılan ikramları deniyoruz: olmuyor!

şimdi zaman zaman geliyor burnumuza kokun ama nafile...

ah camel! nasıl da pervasızca bırakıp gittin hepimizi!